-Bugün Benim Doğum Günüm-

20/7/2007

http://www.evliligim.com/evliligim/pasta/pastaresimleri4.htm

Bugün benim Doğum Günüm :)

 

Kendime birkaç katlı pasta yapamayacak kadar beceriksizim :) Bu yüzden kendim için olmasada takip ettiğim bir siteden pasta resimini kendime hediye olarak eklemek istedim.

Hayatıma güzellik katan herşeyi; ailemi,canım arkadaşlarımı,çiçekleri,böceklerii herşeyi, herkesi çokk seviyorummm :)

 

Yaşımız artsada ruhumuz hep genç kalsın.

 

Sevgilerimle

 

 

Yorum (20) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Fatoş Teyzemin Karnıyarık Böreği

2/4/2007 -Kategori: -Davet-

Günaydınlarr

Mide ağrısıyla geçen bir gecenin sabahının bu kadar güzel başlayacağını hiç düşünmemiştim..Birkez daha anladımki işyerindeki yağlı ve tatlı yiyeceklerden kesinlikle uzak durmalıyım :)

Bugün sizlerle çocukluğumuzdan bu yana bizi hep çok seven Sevgili Fatoş Teyzemin kendisine konuk olduğumuzda özenle hazırladığı Karnıyarık Böreğinin tarifini paylaşacağım

 

Malzemeler

(8 kişilik)

-4 yufka

-3 yemek kaşığı zeytin yağı

-2 yumurta

-3 kaşık yoğurt

-3 domates

-3 sivri biber

-1 tatlı kaşığı salça

-500 gr.kıyma

-1 orta boy soğan

-tuz, karabiber, salça,

 

Hazırlanışı

-Orta boy bir tavada önce kıymayı pişirin,  soğanı rendeleyin, soğan kızardıktan sonra 1 yemek kaşığı salçayı ilave edin daha sonra tuz karabiberi ekleyin yaklaşık 10 dk.ka pişirin ..

Zeytin yağının içersine yoğurt ve yumurtayı koyup karıştırın.

Düz bir zemine serdiğimiz yufkanın üzerine bu karışımdan sürelim ve üzerine 2.yufkayı koyduktan sonra tekrar bu karışımdan sürelim ve 8 e bölelim.Böldüğümüz yufkanın üzerine kıymalı karışımdan koyalım ve sigara böreği şeklinde sarıp tepsiye dizelim..Tepsiye dizdiğimiz börekleri ortalarından kesip içersine yarım halke şeklinde dilimlediğimiz domates ve dörde böldüğümüz biberlerden birer tane ekleyerek 160c ısıtılmış fırında pişirelim..

 

Afiyet Olsuunn

 

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Söz Veriyorum

31/3/2007

 

*Diyalog*

-Abla oyuna gelecekmisin

-Evet, kızlarla

-Tamam

-Konusu ne?

Uzun zamandır merakla beklediğim, kardeşimin oyunu ve konusu..

 

Aleksey Arbuzov’ ‘Söz Veriyorum’  

 

Savaşın psikolojisini ve bireye yansımasını anlatan yalın ve etkili bir oyun olduğunu gördüm, Oyunu izlemeye giderken kafamda hiçbir fikir yoktu. Savaşın oyunun geçtiği 1942 yılından günümüze kadar süren  bir gerçek olduğu tartışılamaz.

Oyunun başında Fundanın değerli hocası Varlam NİKOLADZE'nin hazırladığı  klasik müzikteki hüzün, acı bağırışlar ve bomba sesleri, seyircileri ister istemez tiyatronun o klasik büyülü havasına kaptırıyordu.

Savaş ortamında üç genç ve onların on yedi yıllık öyküleri ve aşkları. Aralarında yaşanan tipik bir aşk üçgeni, Marat ve Leonidik Likaya, Lika ise Marat’a aşıktır. Marat  Leonidik’ e bırakarak gider aşkını. Yıllar sonra döndüğünde evlenmiş olarak bulduğu Leonidik ve Lika’nın hayatı, sıradan bir hal almıştır artık. Lika Marat’ı unutamamıştır. Gençlik yıllarında  başlayan aşk bu defa Leonidik’in aralarından çekilmesiyle son bulur. Tabii bu on yedi yıllık yaşam içinde savaş hep vardır. İki genç savaşa gider ve gelir, kadın ise savaş yaralarını saran bir doktordur. Oyunda sıklıkla tekrarlanan zaman geçişleri, oyuncuların kostüm ve aksesuarlarını kendilerinin değiştirmeleriyle sağlanmış. Her  sahnesi vurucu sözlerle yüklenen oyunda, bu zaman geçişleri, seyircinin nefes alıp biraz düşünmesi için önemli. Savaşta bombalar altında bir ev ve yakacak bir şey bulamayıp, evdeki eşyaları da yakmalarına karşın, evin düzenli ve temiz oluşu göze batsa da, klasik  reji anlayışı içinde çağdaş bir dekor tasarımıyla  yanılsamalar sağlanmak istenmiş. Kör bir pencere, içi boş duvarlar dışında,  aksesuar ve oyunculuklarla  sağlanan klasik tiyatro anlayışı, yönetmenin sade ve yalın anlatımıyla kırılıyor. Marat, Lika ve Leonidik’i bırakıp gittikten sonra bir telgraf gönderiyor. Biz seyirci olarak Marat’ın tekrar dönüp dönmeyeceğini düşünmeden çıkıp geliyor ve birinci perde bitiyor. Marat’ın gelişi daha sürpriz bir şekilde verilebilir ve izleyicide ikinci perde için merak uyandırılabilirdi bence. Marat’ın gitme nedeninin de yeterince verilmediği kanısındayım. Marat ve Lika için Leonidik, bir yerde çocukları gibidir. Ona şefkatle yaklaşırlar. Bu yüzden Leonidik için de Lika bir eşten çok, kardeş ve anne gibidir. Aynı şekilde Marat’a olan bağlılığını, özleminde görüyoruz. Oysa oyunda Marat’ın gitme nedeni kıskançlık sonrası bir kaçış olarak gösterilmiş.

Oyunculardan Lika (Özlem) doğal tavırlarıyla kendini kasmadan oynuyor. Kendi Lika’sını bulmuş ve çocukluktan olgunluğa geçiş dönemlerini başarıyla çıkarmış. Marat (Uğur) bu  klasik reji içinde en rol kesen oyuncu. Sırtı sahneye dönük, fotoğraf karelerini andıran duruşları konuşurken uzaklara dalıp kısılan gözleriyle  oyunun başrolünde olduğunun altını çiziyor. Leonidik (Esen) için, klasik sarhoş tiplemesinin dışında, savaş psikolojisini en iyi yansıtan oyuncu olduğunu söyleyebiliriz. Aslında oyun boyunca savaş çok da ön planda sayılmaz. Aileleri olmayan bu insanları bir araya getirme nedeninden başka, savaş psikolojisinin da önemi yok. Aşk nerede yaşanırsa yaşansın, hep aynı. Acı ve mutluluk yaşatıyor insana. İster bombalar altında, ister çok keyifli zamanlarda, aşk mutlaka filizlenip büyüyebiliyor ve büyümeyi hiçbir şey engelleyemiyor.

Ve oyunun finali… Birbirlerine gelecek güzel günler için söz veren  Lika ve Marat savaş gürültüleriyle irkiliyorlar… Tabi yalnızca onlar değil ben de irkiliyorum ve büyük bir şaşkınlıkla bu oyun için hayal ettiğim sonu sahnede görüyorum. Hayallerim gerçekleştiği için değil elbette ama yönetmenin oyunun sonundaki o harika şarkısı- yorumu için Tüm enerji, istek ve bağlılıklarıyla oyuncular, başarılı ışık oyunlarıyla ışıkçıya,titiz çalışmasıyla oyunu ince ince işleyen kostüm ve dekorla bu çalışmayı tamamlayan tüm oyuncular, Bana uzun zamandır özlediğim duygusal anları yaşatıyorlar ve Arbuzov gibi çok değerli bir yazarı bizlere tanıtıyorlar.

Bu oyunla Perşembe akşamımıza heyecan,keyif,hüzün,özlem kattıkları için başta Canım Kardeşim,Değerli hocası Varlam NİKOLADZE ve tüm arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum..

Belkide beni en duygulandıran an " çocukluğumda Annem her giyindiğinde içimde büyük heves yaratan ve her giyindiğinde bana kraliçe gibi görünen o elbisesini yıllar sonra "Sahne de"  görmekti.. 

-- Anne hani o elbisen varya  "Siyah, üstü taşlı"       

         

                            

Link:

http://www.maltepe.edu.tr/akademik/fakulteler/guzelsanatlar/oyunculuk.asp

www.tiyatroduru.com.

 

Yorum (11) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

MonaRosa

Sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan... Yollarla barışmalı... Yalnızlığa alışmalı...

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro